Türkiye'de trafik güvenliği ve kamu huzurunu sağlamak amacıyla araç içi donanımlara yönelik denetimler, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 72. Maddesinde yapılan değişiklikle yeni bir boyuta taşınmıştır. Özellikle multimedya ekranlar ve ses tesisatları üzerinden uygulanan ağır yaptırımlar, sürücüler kadar hukukçuların da öncelikli gündemi haline gelmiştir.

Yasal Mevzuat: 2918 Sayılı KTK Madde 72

Yürürlüğe giren kanun maddesi, ihlalleri ve yaptırımları şu şekilde düzenlemektedir:

"Araçlarda ses, müzik, görüntü ve haberleşme cihazları yönetmelikte gösterilen şartlara uygun olarak ve kamunun rahat ve huzurunu bozmayacak şekilde kullanılabilir. Bu fıkra hükümlerine uymayanlara 3.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır. Araçlarda Kanun ve yönetmelikte belirtilen şartlara uymayan ses, müzik, görüntü ve haberleşme cihazları ile sürücünün izleme ve kullanma sahası içinde kalan görüntü cihazlarını bulundurmak veya kullanmak yasaktır. Bu fıkra hükümlerine uymayanlara 21.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır. Ayrıca bu araçlar otuz gün süreyle trafikten menedilir."

Hukuki Analiz ve İhlal Ayrımı

Madde metni incelendiğinde yaptırımların iki kademeli olduğu görülmektedir:

1. Kademe — Huzur ve Sükunu Bozma
3.000 TL
Cihazın kendisi standartlara uygun olsa dahi kullanım biçiminin (örneğin yüksek sesle müzik dinlemek) çevreyi rahatsız etmesi durumunda uygulanır.
2. Kademe — Standart Dışı Donanım ve Görüş Alanı İhlali
21.000 TL
+ 30 Gün Men
Aracın orijinalinde olmayan veya yönetmeliğe aykırı şekilde sürücünün izleme sahasına yerleştirilen ekranlar hedef alınmaktadır. Cihazın sadece "bulundurulması" dahi ceza ve trafikten men sebebidir.

Avukat Görüşü ve İtiraz Yolu

Kanun maddesinde yer alan "sürücünün izleme ve kullanma sahası" ifadesi yoruma açıktır. Fabrika çıkışlı navigasyon sistemleri ile sonradan takılan ve sürüş güvenliğini tehlikeye atan cihazların ayrımı noktasında ciddi bir ispat yükü doğmaktadır.

Hatalı kesilen cezalar veya 15 Mart öncesi düzenlenen ve iptal kapsamına giren tutanaklar için, tebliğden itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilmelidir. Özellikle araçların teknik uygunluk belgeleri ve TSE standartları bu süreçte en güçlü delillerdir.

Hukuki Güvenlik ve Ölçülülük İlkesi Bakımından Değerlendirme

2918 Sayılı KTK'nın 72. maddesinde yapılan bu son değişiklik, trafik güvenliği gibi meşru bir amaca hizmet etse de uygulama ve norm hiyerarşisi bakımından bazı hukuki soru işaretlerini beraberinde getirmektedir. Şahsi kanaatimce, bu düzenlemenin tatbikinde şu iki temel husus kritik önem arz etmektedir:

1. İzleme ve Kullanma Sahası Muğlaklığı: Kanun metninde geçen "sürücünün izleme ve kullanma sahası içinde kalan görüntü cihazları" ifadesi, subjektif yorumlara oldukça müsaittir. Teknolojinin gelişimiyle birlikte modern araçlarda navigasyon, geri görüş kamerası ve araç bilgilerinin takip edildiği multimedya ekranları artık birer lüks değil, sürüş yardımcısıdır. Emniyet teşkilatının uygulamasında; fabrika çıkışlı sistemler ile sonradan entegre edilen cihazlar arasında yapılacak ayrımın "teknik bir bilirkişi raporuna" dayanması şarttır. Aksi halde, kolluğun yerinde yapacağı sübjektif değerlendirmeler, mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurabilir.

2. Cezanın Ölçülülüğü ve Mülkiyet Hakkı: İhlal durumunda öngörülen 21.000 TL idari para cezası ve 30 gün trafikten men yaptırımı, idare hukukunun temel prensiplerinden olan "ölçülülük" ilkesi çerçevesinde tartışmaya açıktır. Özellikle cihazın sadece "bulundurulması" fiiline en üst sınırdan ceza verilmesi ve aracın bağlanması, mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahaledir. Seyir halinde video izleyen bir sürücü ile aracında park halindeyken film izlemek için ekran bulunduran bir sürücünün aynı kefeye konulması, adalet duygusunu zedeleyebilir.

"Mevcut düzenleme bu haliyle yeni ve lüks araç sahiplerini korurken; bütçesine uygun aracını teknolojik olarak iyileştirmeye çalışan sürücüleri cezalandıran, adeta 'zengini kayıran, dar gelirliyi ise mağdur eden' bir yapıya bürünmüştür."

Üstelik güncel otomotiv teknolojisinde, yeni nesil lüks araçların birçoğu devasa multimedya ekranlarıyla fabrikadan çıkmakta ve bazı modellerde bu ekranlar doğrudan sürücünün izleme sahasında yer almaktadır. Fabrika çıkışlı bu sistemlere herhangi bir kısıtlama getirilmezken, görece eski model aracını daha donanımlı ve kullanışlı hale getirmek isteyen orta ve alt gelir grubundaki vatandaşların yaptığı modifikasyonların ağır yaptırımlara tabi tutulması, hukuk devleti ilkesinin "eşitlik" ve "sosyal adalet" anlayışını sarsmaktadır.

Sonuç olarak; trafik güvenliğinin sağlanması kuşkusuz devletin asli görevlerinden biridir; ancak bu amaca ulaşırken seçilen araçların, bireylerin mülkiyet haklarını ve ekonomik özgürlüklerini zedelememesi esastır. Bireylerin, kendi mülkiyetinde olan araç üzerinde, toplumu rahatsız etmediği sürece tasarrufta bulunabilmesi en temel haklardan biridir. Temennimiz; mülkiyet hakkı ile trafik güvenliği arasındaki dengenin, yasaklayıcı değil güvenli kullanımı teşvik edici bir yönetmelikle yeniden kurulmasıdır.

Av. Onur Can Yılmaz
Ankara Barosu · OCY Hukuk & Danışmanlık
Tüm Yazılar